Fısıldayan Ormanın Kayıp Şarkısı Fısıldayan Orman, dünyanın en mutlu ormanıydı. Çünkü her sabah, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte orman kendi şarkısını söylerdi. Ağaçların yaprakları hışırdar, nehirdeki sular çağıldar, kuşlar cıvıldar ve rüzgar ıslık çalardı. Bu melodiler birleşince ortaya çıkan “Orman Şarkısı”, tüm canlılara neşe ve huzur verirdi.
Ancak bir sabah, orman sessizliğe gömüldü. Ne yapraklar hışırdadı, ne kuşlar öttü, ne de nehir çağıldadı. Herkes şaşkındı. Ormanın en bilge ağacı olan Koca Meşe, derin bir iç çekerek, “Şarkımızın ruhu kayboldu,” dedi. “Onu bulamazsak, ormanımız neşesini sonsuza dek kaybedecek.”
Bu haberi duyan orman sakinleri hemen bir araya geldi. Küçük ama cesur bülbül Melo, “Ben en yüksek notaları arayacağım!” dedi ve gökyüzüne doğru uçtu. Hızlı ve çevik sincap Piti, “Ben en hareketli ritimleri bulacağım!” diyerek ağaçların tepelerine tırmandı. Yavaş ama dikkatli kaplumbağa Tosi ise, “Ben en derin bas seslerini dinleyeceğim,” diyerek toprağın altına kulak kabarttı.
Günler geçti. Melo, bulutların arasındaki rüzgarın ıslığını getirdi. Piti, ağaç dallarına çarpan yağmur damlalarının ritmini yakaladı. Tosi ise toprağın derinliklerindeki köklerin titreşimini duydu. Herkes bir parça bulmuştu ama hiçbiri tek başına “Orman Şarkısı” değildi. Hepsi ellerindeki parçalarla Koca Meşe’nin yanına döndüler.
Koca Meşe gülümsedi. “İşte sır burada,” dedi. “Şarkı tek bir yerde değil, hepinizin içindeydi.”
Sonra bir mucize gerçekleşti. Melo rüzgarın ıslığını, Piti yağmurun ritmini, Tosi ise toprağın titreşimini aynı anda yapmaya başladı. Bu sesler birleşti, birbirine karıştı ve birdenbire… Fısıldayan Orman’ın o muhteşem, kayıp şarkısı yeniden duyulmaya başlandı! Orman yeniden canlandı, çiçekler açtı ve tüm hayvanlar dans etmeye başladı. O günden sonra herkes anladı ki, en güzel melodi, farklı seslerin bir araya gelerek oluşturduğu uyumdu.

