Gökkuşağı Köprüsünü Onaran Karıncalar Bir zamanlar, gökyüzü ile yeryüzünü birbirine bağlayan, pırıl pırıl parlayan devasa bir Gökkuşağı Köprüsü vardı. Bu köprü sadece renklerden değil, aynı zamanda dünyadaki neşeden yapılmıştı. Hayvanlar bu köprüyü kullanarak bulutların üzerindeki Neşe Bahçeleri’ne geçer, orada oyunlar oynardı.
Ancak bir gün, korkunç bir Fırtına devi geldi ve kıskançlıkla üfleyerek köprünün tam ortasında kocaman bir delik açtı. Kırmızı renk soldu, turuncu kırıldı, sarı ise tamamen kayboldu. Artık kimse karşıya geçemiyordu. Ormanın en güçlüsü olan Ayı denedi, ama çok ağırdı, köprü daha da çatladı. En hızlısı olan Çita denedi, ama delik üzerinden atlayamayacağı kadar genişti. Herkes umutsuzluğa kapılmıştı.
Tam o sırada, ormanın zemininde yaşayan minik karınca Koko, bir yaprağın üzerine çıkarak seslendi: “Hey! Biz onarabiliriz!” Diğer hayvanlar güldüler. “Siz mi? Ama siz çok küçüksünüz!” dediler. Koko kararlıydı. “Tek başımıza küçük olabiliriz ama birlikteyken bir dağ kadar güçlüyüz.”
Koko, binlerce karınca kardeşini topladı. Bir plan yaptılar. Görevleri, doğadaki en parlak renkleri bulmaktı. Bir grup karınca, en kırmızı gelincik yapraklarını taşıdı. Başka bir grup, güneş sarısı polenleri sırtlandı. Diğerleri masmavi yaban mersinlerini yuvarladılar.
Karınca ordusu, Gökkuşağı Köprüsü’nün kırık kenarına tırmandı. Tıpkı dev bir mozaik ustası gibi çalışmaya başladılar. Kırmızı yaprakları kırmızı şeride, sarı polenleri sarı şeride, mavi meyveleri mavi şeride yerleştirdiler. Onların küçük ayakları ve büyük gayretleri, renkleri birbirine yapıştıran sihirli bir tutkal gibiydi. Günler sürdü ama hiçbiri yorulmadı.
Sonunda, son parça da yerine konduğunda, köprü bir anda eskisinden daha parlak bir ışıkla parlamaya başladı. Karıncaların taşıdığı doğa parçaları, gerçek gökkuşağı ışığına dönüşmüştü. Ormandaki tüm hayvanlar sevinç çığlıkları attı. Dev Ayı, minik Koko’yu omzuna aldı. O gün herkes, dünyanın en büyük sorunlarının bile, en küçüklerin bir araya gelmesiyle çözülebileceğini öğrendi. Gökkuşağı Köprüsü bir daha hiç kırılmadı, çünkü artık onu bir arada tutan şey sadece renkler değil, karıncaların işbirliğiydi.

